Yazarlık aşkıma dair ilk göz ağrımdır benim. ’Umuda sarılmak’. Makalelerimin ilk denemesidir. Ondan sonradır diğer hikâyeleri kaleme alışım, mısralarla oynaşmamam ve onlara tekrar tekrar âşık olmam hep ondan sonradır. Onun için hiç aldatmayı düşünmedim ve hiç aldırmadım çok güzel hikâyelerin çekici göz kırpışlarına. Her ne kadar benim kalemimden çıksa da herbireri.
‘İlk göz ağrısı unutulmaz’ misali hep benim için bambaşka yeri olmuştur ‘Umuda Sarılmak’ ın. Her ne kadar o hikâyemin sonunu getiremesem de bu hiç değişmemiştir. O makalemi tamamlama ve son noktayı koyma hayalini hep kurmuşumdur. Vuslatı düşlemek gibi aslında bir şey bu! Ama bir taraftan kavuşmayı düşlerken diğer taraftan o büyü bozulmasın diye kavuşmayı istememek. Garip bir duygu değil mi? Ama öyle!
‘Umuda sarılmak’ a dair aşkımın çöpçatanıdır Durmuş Usta, aynı zamanda başkahramanı. O’nun yaptığı sıkıntılı bir yolculuğun verdiği ıstıraptan mı yoksa her geçen gün yüreğini yakan özlem ateşinden midir bilinmez ama hüzünle ağzından dökülen mısralardan buldum ve çıkarttım ilk göz ağrımı ben. İsterseniz hafif başımızı kaldırıp maziye doğru bakalım. Ta ki on iki sene öncesine kadar. Benim köyden ayrılıp okumak için İstanbul’a gelişimin ilk yılları… Çok hoş ama bir o kadar da zor günlerdi. O günleri şimdi hayal meyal hatırlıyorum. Eminim sizinde canlanmıştır hayalinizde o zaman ki yaşadıklarınız. Unutulmaya yüz tutmuş hatıralar kalmış zihnimin bir köşesinde. Seçmekte zorlanıyorum şimdi onları.
Ben o zamanki yaşadıklarımı hayal meyal hatırlarken, ilk göz ağrımın çöpçatanı Durmuş Usta; doksanlı yılların sonuna doğru İngiltere’ye yaptığı umuda yolculuğunu sanki dün yaşamış gibi anlatmıştı Londra’ya ilk geldiğim günlerde. O’nun kanını donduran soğukta ailesini, yakınlarını ve hatta yeni doğmuş bebeğini ardında bırakıp Maraş’ın bir köyünden ayrılıp taa Londra’ya kadar yapmış olduğu amansız yolculuğu beni çok etkilemişti.
İşte sonra ben yazmaya başladım onun hikâyesini. Sonralarında bir türlü anlattıramadım nedense tekraren. Belki senelerin verdiği özlemden belki de çektiği sıkıntıları anlatırken bir daha yaşamak istemeyişinden anlatmaktan kaçınmıştı Durmuş Usta.
Durmuş Usta tam 12 koca sene geçirdi ailesinin hasreti gözünün önünde tüterken. Başlarda telefon, sonrasında internet Durmuş Ustanın yarasının merhemi olmuştu. Her ne kadar bunlar, bir nebze rahatlatsa da, yüreğinde derin bir yara olan aile hasretine deva olamazdı elbette. Biliyorum merak ediyorsunuz Durmuş Ustanın niçin geri dönemediğini... Niçin bu ıstırap dolu yılları çektiğini... Durun ondan bahsedeyim biraz isterseniz. Durmuş Usta, ekmek parası için karlı dağları ardına bırakıp İngiltere’ye iltica eden binlerce Türk’ten biri. Sonrasında ilticasının kabulünü ve yaşama hakkının tanınmasını bekleyenlerden.
Her sabah yıllarca beklediği güzel haberin müjdesini alırım ümidiyle Londra güneşine ‘merhaba’ diyen Durmuş Usta; Dün, güneşin o çok sıcak ve hoş sürpriziyle hayata yeniden ‘merhaba’ dedi. Bir anlamda küllerinden tekrar doğdu ve ikinci doğum gününü kutladı. Yaşam hakkı tanınmıştı artık ona da. Artık İngiltere’de ömrünün sonuna kadar kalabilir ve istediği zaman memleketine dönebilirdi.
İşte ben de İlk göz ağrıma kavuşmuş gibi hissettim o beklenen anı öğrenince dün. Düne kadar çok soyut gelen ’sevinçten gözyaşlarına boğulmak; Durmuş Ustayla elle tutulur hale gelmişti benim için. Onun sevinçten gözlerinden damlayan yaşları görünce aşkın, özlemin, hasretin ıstırabın ne olduğunu bir kez daha hissettim. Dile kolay tam 12 sene eşinden, çok sevdiği çocuklarından,köyünden ve memleketinden ayrı yaşamak…
Şimdilerde ailesine kavuşacağı günü heyecanla bekliyor Durmuş Usta.Artık bir başka gülümsüyor,hayata bir başka bakıyor.Kıpır kıpır yüreği ile etrafına ışıklar saçıyor. İlk göz ağrımın çöpçatanı Durmuş Usta, vuslata erişmenin sevincini kalbinde hissederken, ben de bir kez daha aşık oluyorum İlk Göz Ağrıma...
Sevgiyle Kalın... Muhabbetlerimle...
ALİ OSMAN TEBRİK EDERİM.DOKUNAKLI BİR YAZI YAZMIŞSIN.ANCAK ŞU "YAŞAM HAKKI"DEDİĞİN ŞEY ZATEN HER İNSANIN DOĞUŞTAN VAROLAN VAZGEÇİLMEZ VE ENGELLENEMEZ BİR HAKKIDIR.GALİBA "YERLEŞME HAKKINI" KASTETTİNİZ.
YanıtlaSilergün aslan
YanıtlaSilkardeşim bunları senmi yazıyorsun yani tebrikler kısmetse ne zamn geliyorsun
merhaba adsız,
YanıtlaSilteşekkür ederim değerlendirmeniz ve beğeniniz için,makaledeki yaşama hakkına gelince;eğer yaşamak korku içinde,baskı altında,özgürlükten uzak bir şekilde sadece yemek ve içmek ise; evet haklısınız 'yerleşme hakkı' olmalı ama sokağa çıktığında polisin çevirip soru sormasından ürkmeyen,yasal olarak tüm haklara sahip,ailesinin ve memleketinin özlemiyle yanıp tutuşmayan biri olarak yaşamak ise, eğer gerçekten yaşamak;o zaman bence bu yaşama hakkı olarak kalmalı.. teşekkür ederim..
bu arada yorumunuzun altına isminizi yazarsanız sevinirim.. saygılarımla..
ergün bey;
YanıtlaSilteşekkür ederim yorumun için,kalemimizin gücü yettiği kadar buradaki gözlemlerimi aktarıyorum okurlarıma..
Türkiye'ye tatil olarak da;tam belli olmamakla beraber Ramazan bayramında İnş.
Görüşmek üzere..
Selamlarımla...
Ellerine sağlık..
YanıtlaSilAli Osman gerçekten helal olsun kardeşim baya bi değişmiş ve kendini geliştirmişsin bense bunları yapamadım demekki ortaokuldan bu yana çok zaman geçmiş Allah yolunu açık etsin kardeşim inşaallah ulaşmak istediğin yerlere en kısa zamanda ve zahmetsiz ulaşırsın...
YanıtlaSilbu arada yukarıdaki yorumu yazan Ramazan Ali Civek
YanıtlaSil